loading...Please wait while content is loading.
29/07/2009
Cem Şencan

Üst düzey bir tesis yapmak kolay iş değil. Doğru bütçeyi doğru planlamayla kullanarak tesisin yapıldığı yerin şartlarına uydurmak işin olmazsa olmazı. Tesis yönetiminin, salon hizmetlilerinden Üst Düzey Tesis Yöneticilerine (Executive Facility Manager) devredildiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu değişim Dünya’da spor alanında ileri ülkelerden bize yeni geliyor olsa da ülkemizde de hafife alınamayacak ilerlemeler oluyor.

Kayseri’ye 2006 yılında A Milli Bayan Takımı yardımcı antrenörü olarak gittiğimde şehrin mantı, sucuk ve pastırmanın çok ötesinde olduğuna tanık olmak benim ayıbım olsun, ilkokulda Erciyes’e kayak yapmaya gittiğim zamanlardan aklımda çok az şey kaldığından Türkiye’nin aslında en büyük şehirlerinden birine geldiğimin çok da farkında değildim. Açıkçası şehirde en çok dikkatimi çeken cetvelle çizilmiş kadar düzgün bulvarlar olmuştu. Bu türden bir şehirleşmeye Türkiye’de çok sık rastlayamıyorsunuz. Hilton Oteli’nin karşısında bulunan geniş kavşak ve onun yanında bulunan Kayseri Kalesi’nin şehirle bütünleşmesine de şapka çıkartıyorsunuz.

Bu arada o zamanlar 2007’de İtalya’da düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu maçlarını oynamak için Kayseri’deyiz. Kızlara ilgi çok büyük, her gün üst düzey bir yönetici bizleri ağırlamak istiyor, kızlar da bunun karşılığında 6 maçın 5’ini kazanarak bir bakıma kente ve seyircilere teşekkür ediyor ve tarihinde ilk kez eleme grubundan çıkarak Avrupa Şampiyonası’na katılmaya hak kazanıyordu. Yine bir gün akşamki idman için dinlenirken otele gelen pastırmacı ve sucukçu ağabey, bizlerden siparişlerimizi aldı. İstanbul’a döndüğümde evde bu sucuktan dolayı gördüğüm itibarı kelimelerle anlatmam çok zor.

O zamanlar şehirdeki yetkililer yeni stadyum ve salon projelerinden bahsetmişlerdi. Ayrıca raylı sistemle şehir merkezinden stadyuma da ulaşım olacağı söylendiğinde şehrin birçok metropole örnek olması gereken bir vizyonu olduğunu düşünmüştüm. Aradan 3 yıl geçtikten sonra salon ve stadyumun tamamlandığını görmek oldukça sevindirici. Kayserililer tesisleriyle ne kadar övünseler azdır diye düşünüyorum çünkü verdikleri emekler karşılığını çok beklemeden buldu ve şimdi Dünya’nın en önemli organizasyonlarından birisiyle ödüllendiriliyor.

Antalya’nın Dünya standartlarındaki güzelliği ve çekiciliğine diyecek fazla bir şey yok. Türkiye’nin en güzel yerlerinden bir tanesi olduğu ve yurt dışından gelen ziyaretçiler için ne kadar cezp edici olduğu ortada ancak Dünya Şampiyonası, salon inşaatındaki belirsizlikleri göze alamayacak kadar büyük bir organizasyon. Bu sebeple Kayseri modern tesisiyle kendisine bu önemli organizasyonda Antalya’nın yerini aldı.

Kayseri’nin modern salonu, tarihi güzellikleri ve Kapadokya gibi bir doğal harikaya yakınlığı ile şampiyonaya mükemmel ev sahipliği yapacağına inanıyorum. Birçok yerli ve yabancı ziyaretçi maçları izlemek için salona akın edecek, mantının tadına yerinde bakacak, Erciyes’i ihtişamıyla görecek, belki arada ‘bir Kapadokya yapıp’ akşamki maç için geri gelecek. Sahi kaçtı o sucukçu ağabeyin telefonu?